03 Eylül 2018 / Pazartesi

Dopdolu bir hayat; Yusuf AKÇURA

Dopdolu bir hayat; Yusuf AKÇURA

Birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz bu günlerde, cumhuriyetimizin değerlerini başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm yol arkadaşlarını çok iyi okumalı ve anlamalıyız. Kurtuluş mücadelemizin sadece düşmana karşı silah ve mermiden ibaret olmadığını, savaşın eğitim, ekonomi ve kültürel anlamda da çok çetin geçtiğini bilmeliyiz. Bu savaşların tümünde önemli bir yere sahip olan gerçek bir vatansever ve entelektüel Yusuf Akçura’yı anlatmadan geçmek olmaz.

Tatar asıllı Türk yazar, bilim insanı ve siyaset adamı Akçura, 1876 yılının soğuk bir Aralık gününde Moskova’nın doğusunda Ulyannovskleski (eski adıyla Simbir)’de dünyaya geldi. Aristokrat bir ailesi olan Akçura 2 yaşında babasını kaybetmesi ve ailenin mali durumunun bozulması sebebiyle 7 yaşında İstanbul’a göç etti. O yılda annesi Dağistanlı Osman Bey ile evlendi,  ki Osman Bey’in Akçura’nın eğitiminde büyük bir desteği ve payı vardı.  
 
 Osman Bey’in desteğini arkasına alan Akçura önce Kuleli Askeri Lisesi’ni bitirdi ardından 1895 yılında Harbiye Mektebi’ne başladı. Harbiye’de iken Necip Asım, Veled Çelebi, Bursalı Tahir Bey gibi hocalarının fikir dünyasında çok etkisi oldu.Özellikle Rusya’da ki Türk halklarının yaşadığı zorlukları gördükten sonra İstanbul’a göçü, savaşın içindeki Osmanlı’nın hali fikirlerini daha da objektif ve net bir bakış açısı sağladı. Bu konuyu kendisi şöyle özetliyor: “ Milli şuurum Harbiye’de tahsil yaparken başladı.” Daha sonra Akçura, Genç Türk düşüncesine katıldı. Bu yüzden 2. Sınıfta 45 gün hapis cezası aldı. Cezanın ardından Taşkışla Divan-ı Harbi’nde tekrar yargılanan Akçura anlamsız bir şekilde müebbet olarak Fizan’a sürüldü. Akçura’nın da içinde bulunduğu 84 kişi Fizan’a giderken yol masraflarının karşılanamaması sebebiyle Trablusgarp’ta hapsedilme kararı alındı. Yol arkadaşı Ferit Bey ve Akçura 1899 yılında küçük bir tekneyle Trablusgarp’tan Fransa’ya kaçtı. Fransa’da ki ilk işi mülteci Türklerle ve Jön Türk olan Dr. Şerafettin Mağmumi ile buluşup konuşmak oldu. Yine kendi deyimiyle Türkçülük fikirleri burada olgunlaştı. Fransa’da ki Science Politique (siyasi bilimler) okulundan 1903 yılında üçüncülükle mezun oldu. Sürgün cezasından dolayı İstanbul’a dönmesi yasak olan Akçura doğduğu yere dönerek amcasının yanına yerleşti. Burada tarihe Türkçülüğün Manifestosu olarak tarihe geçecek olan Üç Tarz-ı Siyaset adlı eserini yazdı.  Eserinde Türk devletinin kurtulması için üç farklı fikri Osmanlıcılık, İslamcılık ve Türkçülüğü  ele aldı. Bu eserde en uygun politikanın Türk Milliyetçiliği olduğunu savundu. Ayrıca Rusya’da gerçekleşen 1905 Rus Devrimi’nden sonra Rusya Müslümanları İttifakı adlı partiyi kurarak aynı yıl Rus meclisine Kuzey Türkleri’nin girmesini sağladı. 1907 yılında Rusya katı yönetime geri dönünce tevkif edilmek istendi. Bu duruma karşıt yayınlar çıkarsa da 1908 yılında II. Meşrutiyet’in ilanıyla İstanbul’a geri dönme kararı aldı. Hayatının hiçbir safhasında fikirlerinden ve teşkilat anlayışından vazgeçmeyen Yusuf Akçura, yurda döner dönmez Ahmet Mithat, Necip Asım, Bursalı Fuat  Raif gibi isimlerle Türk Derneği’ni kurdu. Faaliyetlerine uzun süre devam edemeyen Türk Derneği yerine, Mehmet Emin Yurdakul, Ahmet Hikmet, Hüseyinzade Ali ve Dr. Akil Muhtar ile birlikte Türk Yurdu adlı bir dernek daha kurdu. Derneğin Türk Yurdu Dergisi adlı yayın organında yazmaya başladı. Bu yayın organı Akçura’nın başkanlığında 17 yıl ayakta kalacaktı. İstanbul’da olduğu halde Rusya’da ki Türkleri unutmamıştı. Rusya Mahkumu Müslüman  Türk-Tatar Hukukunu Müdafaa Cemiyeti’ni kurdu ve Avrupa’da konferanslar vermeye başladı. 1918 yılında Hilal-i Ahmer temsilcisi olarak Rusya’ya ziyaret düzenledi. Türk esirleri kurtarmak için çalışmalar yaptı. 1919 yılında yurda geri döndüğünde İngilizlerin kendisini tehlikeli görmesi sebebiyle hapsedildi.
 
 1920 yılında hapisten çıktıktan sonra Selma Hanım’la hayatını birleştirdi ve eşiyle birlikte Kurtuluş Mücadelesi’ne katılmak için vapurla Anadolu’ya geçti. Burada Mustafa Kemal Paşa ile tanıştı. Mustafa Kemal Paşa’nın tarih bilgisinden çok etkilenen Akçura hayranlığını güveniyle birleştirip şu sözleriyle dile getirmiştir: “ Mustafa Kemal  Paşa’nın tarihsel bilgisinden kuşku duymuyorum.”  Rusça, Fransızca ve Almanca’ya hakim olması nedeniyle Ankara Hükümeti ve İtilaf Devletleri arasındaki görüşmelerde yardımcı oldu.Okuma-yazma oranının az olması ayrıca kendi eğitim düzeyinin yüksek olması sebebiyle cepheye gönderilmek istenmedi. Ankara’da kalması düşünülen Akçura aldığı askeri eğitimi yerine getirmek için gönüllü olarak Sakarya Meydan Muharebesine sonra da Büyük Taarruz’a  katıldı. 1923 yılında TBMM’nin açılmasıyla İstanbul milletvekili seçildi. Bunu yanında Dışişleri Bakanlığı Genel Müdürlüğü görevini yapmaya başladı.Türk devrimlerinin tartışıldığı günlerde din dilinin Türkçe olması, Kuran-ı Kerim’in Türkçeleşmesi, Halkçılık ve  Devletçilik politikaları, Laikliğin doğru anlatılması, ülkenin eğitim düzeyinin gelişmesi hakkındaki düşüncelerini hem meclise hem de özel olarak Mustafa Kemal Atatürk’e sundu. Hatta bir dönem Ankara kulislerinde Paşa’nın kültürel danışmanı olarak anılmaya başlandı. 1931 yılında Atatürk’ün isteğiyle Türk Tarih Kurumu’nun kurucularından olan Akçura 1932 yılında kurumun başına geçti. Aynı yıl I. Türk Tarih Kongresi’ne katılan Akçura Türk Tarih Tezi’yle ilgili yaptığı konuşma hem ülkede hem de Avrupa’da büyük ilgi gördü. 1933 Üniversite Reformu ile  birlikte İstanbul Üniversitesi Siyasi Tarih profesörlüğü yapmaya başladı. 1934 yılında sağlık sorunları yaşayan Akçura 11 Mart 1935 günü Kars milletvekili iken kalp krizi sonucu yaşamını yitirmiştir.
 
 Yusuf Akçura Cumhuriyet tarihimizin kayda değer entelektüellerinden biri olup ülke gidişatında derin ve önemli izler bırakmıştır. Milli Mücadele’de bir asker; devlet  işlerinde milletvekili, müsteşar ve danışman; yaptığı konferanslar, yazdığı kitaplar,katıldığı derslerde bir bilim insanıdır. Hayatını Türk milletinin geleceği için geçiren Yusuf Akçura’nın fikirleri bugün her ne kadar göz önünde olmasa bile halen ders niteliğindedir. Bize ise o fikirleri anlamak ve yerine getirmek görevi düşer. Hayatını dopdolu yaşayanların ruhu şad olsun.                          
 
Yazı: Mert TEZER
 
KAYNAKÇA:
www.atam.gov.tr (Atatürk Araştırma Merkezi Başkanlığı)
https://tr.wikipedia.org/wiki/Yusuf_Akçura
Yusuf Akçura, Üç Tarzı Siyaset (İstanbul,Ötüken Yayınları,2015)

Bu haber 811 kez okunmuştur.


Etiketler:

Yorumlar

Bu Makale için yorum bulunmamaktadır.

Yorum Yap

Yorumlar, yönetici tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Burası her türlü görüşe açık bir platformdur, kişi/lerin hak ve özgürlüklerine yönelik hakaret içermeyen her türlü düşünceniz "düşünce özgürlüğü, ifade özgürlüğü" çerçevesinde tartışılabilir; fakat ifade özgürlüğünüz bir başkasının ifade özgürlüğünü "hakaret, küfür, aşağılayıcı" biçimlerle engellemeye dönüştüğünde ifade özgürlüğünüz malesef orada bitmektedir. Lütfen yorumlarınızı bu çerçeve içerisinde yazınız, aksi takdirde yorumlarınız onaylanmamaktadır.
* Zorunlu alanlar.




Limak Enerji | Uludağ Elektrik
PanTanıtım: Reklam | Tanıtım Hizmetleri

E-Mail Box

Gelişmelerden haberdar olmak için e-posta adresinizi kaydediniz!